İstisnalar kaideyi bozar mı? Bir insanın hareketi bütün camiayı bağlar mı yoksa kişisel görüştür kurumu bağlamaz mı dersin? Türkiye’de yaşayan biri olarak bunlardan herhangi birini seçme özgürlüğüne sahipsin!
Görüşlerin takım tutar gibi savunulduğu kantin-ortam muhabbetlerinden sıkılmış biri olarak, eğer emin olduğum bir konu hakkında konuşulmuyorsa, genelde suskun kalırım. Birşey söyleyemediğim konular olur tabiki fakat durup insanların düşünemediklerini ispat etmelerini izlemek daha yararlı bence. Çünkü normal şartlar altında bir insanı tanımak daha uzun süre alırken şöyle gündemdeki konular hakkında yapılan konuşmaları irdelemek daha aydınlatıcı ve zamandan tasarruf oluyor. “Yanlış yapıyorsun/düşünüyorsun” demek sanıldığından daha dikkatli yapılması gereken birşey bence; buna karşın bunu deme hakkını elde edebildiğim anlarda bile kullanmak istemiyorum. Değişen birşey olmayacak.
Bu türden bir düşünce yapısının en çocuksu davranışı “Münferit bi olay abi o” eşiğidir. Bir asker eşi türbanlılara saldırınca münferit olur, beş vakit namaz kılanlar milletin parasını alır kaçar münferit olur, otel yakarsın münferittir, sevgilinle el ele tutuştuğun için dayak yersin münferitliğin ötesidir, dilin konuşulmasını yasaklarsın “E abi yanlıştı ama bizi bağlamaz o hata yani” derler… derler… Görünmeyen nokta şu ki insanların makul şekilde savunduğu şeyler, aynı görüşe mensup başkalarınca fanatiklik boyutlarına varabilir. Bu seni nasıl mı bağlar? Dost arkadaş meclisinde sende o fanatiklik salyalarını akıtıyorsan bağlar işte. Eğer sen savunduğun görüşün tehlikeli boyutlara ulaşabilecek uzuvlarını görememişsen, bu konuda “Evet ben bu görüşü savunuyorum fakat şu şu konularda yanlış yöne çekilebilir” diyemiyorsan yandaş kaybetmemek için, seni de bağlar. Hiçbir düşünce mutlak doğru değildir sonuç olarak.
Kendimi bazen bu insanların yerine koyuyorum. Birşeyi savunuyorum fakat yandaşım garip birşey yapmış. Haksız olduğunu söylesem karşımda “A-ha!” diyecek bir topluluk var. Haklı desem, değil. En iyisi suçu kişinin üzerine atıp düşüncemi püri-pak şekilde olaydan sıyırayım. Bu olamaz işte. Sonuçta o insan, doğru ya da yanlış, saçma birşey yapma hakkını o görüşten alıyorsa önce kişide sonra görüşte sorun var demektir. Ben böylesi durumda yandaşımın yanlış yaptığını rahatlıkla kabul edebilirim. Karşımdaki kişide bundan dolayı ego tatmini yaşayabilir ancak biliyorum ki onun savunduğu şey daha da saçmadır (olmasaydı onu savunurdum çünkü).
Sonuç olarak olayın iki yanı var; birincisi yanındaki adam saçmalamışsa, saçmaladı demen gerek. Bunu derken karşıt görüşlerin -doğruyu göstermek yerine tercih ettikleri- kendi kendilerini tatmin etme duygularından çekinmemek lazım. İkinci olarak ise sahibi olduğunuz görüşün içerisinde yaşanan böylesi olayları münferit olarak değerlendirmemek size görüşünüz hakkında daha aydınlatıcı bilgiler sunacaktır. Yandaşınız görüşün tamamen dışında bile davranıyor olsa “Demek ki bu tür davranışlara sebep olabiliyor” dersiniz en azından. Kaldı ki bu da bizi hiçbir görüşün kayıtsız şartsız savunulamayacağı anlayışına götürüyor.
uzun süre sonra girdiğin ilk yazı. Münferit olay kavramını iyi açıklamışsın. bu yazıyı yazmana sebep ne oldu peki gerçekten merak ettim.
Asker eşinin türbanlıların denize girmesine çemkirmesi oldu. Bence haksız birşey. Sanane derler adama dimi.
plajdaki asker karısı olayına münferit diyen varsa artık yuh diyorum. olayı oluşturan iki önemli parça var: biri asker eşlerinin kocalarının meslek ve rütbeleri nedeniyle ayrıcalık görmesi, ikincisi kemalistlerin türbanlıların varlığından bile tiksinti duyup sözlü ve fiziksel saldırıda bulunmaları. her ikisi de ülkemizin sıkça karşılaştığımız gerçekleridir.
Ülkemizde sıkça rastladığımız bir şeyde yaftalama, etiketlemedir